20 Ocak 2012

GSP Sakatlık Raporu 1

UFC welter siklet şampiyonu Georges St-Pierre'in, UFC 143'teki Diaz maçı için girdiği kampta, rutin bir güreş antrenmanında takedown savunması çalışırken sağ diz ön çapraz bağlarının koptuğunu daha önce yazmıştım. 6 Aralık'ta yaşadığı bu ağır sakatlıktan kısa süre önce her iki dizinden de iki ufak sakatlık geçirmiş, bu sakatlıklar Carlos Condit ile UFC 137'de yapacağı maçtan çekilmesine sebep olmuştu. Kendisi ve antrenörlerinin söylemi, dizindeki ufak sakatlıklar tam olarak iyileşmeden ağır antrenmanlara başladığı ve sağ dizinin, sol dizindeki sakatlığı kompanse etmeye çalışırken sakatlandığı yönünde. 



GSP 13 Aralık 2011 tarihinde sağ dizinden başarılı bir "patellar tendon kullanılarak yapılan ön çapraz bağ rekonstrüksiyon ameliyatı" (ACL patellar tendon autograft) geçirdi. Ameliyatını gerçekleştiren doktor, Los Angeles'ta bulunan Kerlan-Jobe Ortopedi Kliniği'nden Dr. Neal ElAttrache. Bu klinik Amerikan futbolu, Beyzbol ve Hokey başta olmak üzere çeşitli spor dallarından birçok üst düzey profesyonel sporcunun ve spor kulübünün (Los Angeles Lakers, Anaheim Mighty Ducks, Los Angeles Dodgers vs.) tercih ettiği bir sağlık kuruluşu. Bünyesinde çalışan doktorlar Amerika'nın en iyi ortopedistleri olarak gösteriliyor. Kliniğin doktorlarından Dr. Neal ElAttrache ise 2006-2011 yılları arasında Amerika'nın en iyi doktorları arasında gösterilen, dirsek ve diz ameliyatlarında %95 ile en yüksek iyileşme oranına sahip bir operatör . Daha önce GSP'nin yaşadığı dirsek sakatlıklarından dolayı GSP'yi iki kez ameliyat etmişti. Başarılı geçen diz ameliyatından sonra Dr. ElAttrache, bu tür sakatlıkların tam olarak iyileşmesi için en az 10 aya ihtiyaç olduğunu, ancak GSP'nin geçmiş ameliyatlardaki iyileşme sürecine bakıldığında sakatlığı 6-9 ay arasında atlatabileceğini ve bu sürede yeniden eski formuna dönebileceğini söylüyor.


GSP, ameliyatın hemen ardından rehabilitasyonun ilk safhası olan sürekli pasif hareket tedavisine başladı. Burada bacağının "Continuous Passive Motion" (CPM - Sürekli Pasif Hareket) adı verilen makineye bağlı olduğu görülüyor. Bu, diz ameliyatının hemen ardından kullanılan ve özellikle eklem hareket genişliğini artırmak ve bu sürede kıkırdağın beslenmesi sağlamak amacı ile diz eklemini pasif olarak hareket ettiren, her eklem için farklı tasarlanan özel bir makine. Tedaviye verilen cevaba göre ameliyattan sonraki 2-6 haftalık sürede kullanılıyor. GSP'nin ameliyatının üzerinden ise 5 hafta geçti. Dün facebok sayfasından Kerlan-Jobe ile yürüttüğü rehabilitasyon programının ilk safhasının bittiğini ve ikinci safhaya başlayacağını paylaştı. İkinci safha daha ziyade dizin hareket kabiliyetini artırmaya ve dizi güçlendirmeye yönelik tedavi programı içeriyor. Bu program için Sports Science Lab kurucusu Gavin MacMillan ile çalışacak. MacMillan daha önce birçok basketbolcu ve Amerikan futbolcusu ile diz sakatlıklarının tedavisi sırasında çalışmıştı.

Ayrıntılar belli oldukça ben de buradan paylaşırım.

18 Ocak 2012

UFC on FOX 2: Masters of Trash Talk




UFC'nin FOX'ta canlı yayınlanacak ikinci organizasyonu UFC on FOX 2'de beklenmedik gelişmeler yaşandı. Ana mücadeleden önce gerçekleşecek dövüşte Chael Sonnen ile Mark Munoz, orta siklet kemer mücadelesinde Anderson Silva'nın rakibi olmak için karşılaşacaklardı. Ancak dün Mark Munoz'un sakatlandığı ve UFC on FOX 2 kartında dövüşemeyeceği açıklandı. FOX'un ilk UFC yayını gibi sadece ana mücadele yayınlanacak olsaydı, Sonnen vs. Munoz için Munoz'un iyileşmesi beklenebilir ve bu maç ertelenebilirdi. Ancak FOX'un bu organizasyonda üç maç yayınlayacak olması erteleme ihtimalini ortadan kaldırdı ve gecenin canlı yayınlanacak ilk maçında Demaian Maia ile karşılaşacak Bisping, Munoz'un yerine kaydırıldı ve Sonnen'in rakibi oldu. Maia'nın rakibi ise UFC'deki üç maçını da çok başarılı dövüşüp kazanan genç All-American Chris Weidman olacak. Adamın 10 gün kala Bisping'in yerine geçmeyi kabul etmesi nereden bakarsanız bakın büyük cesaret. Yükselişte olan bu genç güreşçinin, BJJ üstadı olan ama feci şekilde tek yönlü dövüşen Maia'yı yenmesi sürpriz olmaz. 

İki trash talk üstadı 28 Ocak'ta kafese girecek ve içlerinden biri Anderson Silva ile kemer maçına çıkmaya hak kazanacak. Peki bu ikisi son dönemdeki performansları ile kemer maçına çıkmayı hak ediyorlar mı? UFC'nin orta siklet kadrosunun zayıflığı burada açık şekilde ortaya çıkıyor. Silva'nın kemerini koruduğu adamlar arasında "işte bu şampiyon olmalı" diyebildiğimiz bir dövüşçü yok, hatta Sonnen ve Vitor Belfort dışındakiler gayet sıradan dövüşçüler diyebiliriz (Patrick Cote, Chris Leben, Thales Leites, Yushin Okami, Nate Marquardt, Rich Franklin vs...). Vitor da çok iyi başladığı maçta düştüğü bir anlık gaflet sonucu o müthiş front kick ile yerle bir oldu. Silva'yı uzak ara en çok zorlayan adam Sonnen. Bu açıdan Sonnen'in tekrar gündeme gelmesi, insanların bir rövanş görmek istemeleri gayet normal, zira Sonnen başta olmak üzere kendisi gibi birçok insan, Silva'nın 4,5 raund boyunca Sonnen'in altında ezilip, aldığı o kadar darbeye rağmen son raundun ikinci yarısında triangle choke ile kazanmasının tesadüf olduğunu düşünüyor. Bisping ise 14 maç ile UFC'nin tecrübeli adamlarından ve kalburüstü bir stand-up dövüşçüsü. Son dört maçını kazandı. Çok parlak olmasa da, Dan Henderson tarafından vahşi şekilde nakavt edildiğinden beri Wand maçı da dahil iyi dövüşler çıkardı. Özellikle Jason Miller'ı yenerken bayağı domine etti. Ben Silva için 2 ya da 3 dövüş daha kazanması gerektiğini düşünüyordum, mesela bir Biran Stann veya Wand rövanşı mantıklıydı. Yine de Bisping orta siklet kadrosunun darlığından ve en tecrübeli bir kaç dövüşçüden biri olması sebebiyle en az Munoz veya Sonnen kadar kemer maçına çıkmayı hak ediyor.

Sonnen vs. Bisping'in sonucundan ziyade beni daha da meraklandıran, maçtan önce iki tarafın birbirleri ile ilgili patlatacağı bombalar. Zira bu iki isim kafes içerisinde performanslarından ziyade rakiplerini aşağılamalarıyla meşhur. İkisi de maçtan önce ortamı germek ve rakiplerini küçük düşürüp moral avantajı sağlamak adına ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Bisping'in nasıl bir trash talker olduğundan daha önce bahsetmiştim. Ancak Sonnen trash talk konusunda ayrı bir gezegende. Bomba laflarından birkaç kuple aşağıda. Daha fazlasına şuradan ulaşabilirsiniz.
"You heard about the time when Ed Soares, the Noguiera brothers and Anderson all walked into a bar, but there was only one stool left, right? So they just turned it upside down. Did you know that one?"
"I should be the reigning champion. I punch a guy 300 times, he punches me a couple and they call him the champion? In what parallel universe does that make you the winner? I am the champion. I've been the champion. Anderson's ribs have the exact same problem that his hands and his feet have, they're attached to a cowardly person. For Anderson to say that he wasn't 100-percent, I completely believe him. Who cares? But yeah, do I think his ribs where hurt? Sure. Why would I think they weren't? He's the only one who could tell if they were hurt."

"Big deal. You stood on a foot and kicked a guy in the face. I could take five of those before breakfast."

“"Lyoto, don't feel bad that you don't have the belt. You still have that little cotton one my nephew has."

"Machida is not a bad guy; he's a victim of the Brazilian education system. There are better ways to get electrolytes than drinking piss."

"We only had one [ring girl] and that was Chandella [Powell]. The other was the IQ card girl. Arianny [Celeste] kind of walks around and holds up her latest test score. One time when there was a title fight, she got all the way up to five and we were very proud of her."

"Hey guys, excuse me, but there's no such weight class as pound-for-pound. There's no such title. The pound-for-pound does not exist but just in this pretend world. Jose Aldo has made it all the way to number three? Really? The same guy that was anointed UFC champion. The same guy that was given the UFC championship belt before he ever fought in the UFC. The only thing more absurd than that was the night they woke Matt Hughes up and informed him that he was the champion."

Ana mücadelede ise bir başka ünlü trash talker Rashad Evans, Phil Davis ile karşılaşacak. Bu maçı kazananın durumu biraz karışık. Şu anda hafif ağır siklet şampiyonu Jon Jones'un önündeki ilk rakip Dan Henderson olacakmış gibi duruyor. Henüz resmen açıklanmadı, ama bu ikisi UFC 145'te karşılaşabilirler. Dolayısıyla Evans vs. Davies galibi de Jones vs. Henderson galibi ile karşılaşacak. Evans'ın Shogun ile çıkacağı kemer maçından önce sakatlanması kendisine bayağı pahalıya patladı. Adam kemer maçına çıkamamayı geçtim, bir daha kemer maçına çıkabilmek için önce Tito Ortiz'i yenmesi gerekti ve hala başkalarıyla dövüşmesi gerekiyor. Üstüne üstlük kemer, UFC tarihinin en dominant şampiyonu olmaya aday bir dövüşçüye geçti. Davies, Evans için çok tehlikeli bir rakip ve en az Evans kadar iyi bir güreşçi olmasına rağmen belki ondan daha atletik. Sonucu tahmin etmek çok zor ama Evans'ın tamamen güreşine güvenerek dövüşmeyeceği ortada. Davies ise hala stand-up konusunda, misal şampiyon olabilmek için yeterli değil. Ama UFC'deki 5 maçını da kazandı ve kariyerinde mağlubiyeti yok. UFC'de Brian Stann, son dönemlerin çıkıştaki dövüşçülerinden Alexander Gustaffson, Tim Boetsch ve efsane Rogerio Nogueira gibi adamları yendi. Hafife alınacak bir adam değil, zira fiziği çok kuvvetli, muhteşem bir güreşçi ve kendine güveni fazlasıyla yerine gelmiş durumda. Evans'ı çok zorlayacaktır ama KO gücünü gösterebilirse Evans maçı nakavtla bitirebilir.

Chael Sonnen'in en bomba röportajlarından oluşan bir kolajla kapatalım. Her röportajında olduğu gibi, Anderson Silva takıntısını yine net bir şekilde belli etmekten geri kalmıyor.


17 Ocak 2012

Umutlar boşa çıktı, beklentiler başka bahara!

Tabi, fazla yüklendik 3 Temmuz'dan beri. Sen şike yapıp şampiyon olursan ayar üstüne ayar, kapak üstüne kapak yersin, yiyeceksin. Bünyeleri kaldırmadı, dengeleri bozuldu. Bazı şikeci kulüp yanlısı kendini bilmezler, Kayserispor'un Amrabat'a yapılan transfer teklifi ile alakalı olarak TFF'ye gönderdiği şikayet sonucu Galatasaray'a transfer yasağı konulmasını bekliyordu. Hevesler kursakta, umutlar başka bahara kaldı. Kayserispor bu şikayeti göndermeden önce James Troisi'yi Gençlerbirliği'nden nasıl kaçırdığını bir anlatsaydı da, tüm kulüpler transfer nasıl yapılır bir öğrenseydi. Kayserispor'lu adını hatırlamadığım, daha doğrusu hatırlamak bile istemediğim yönetemeyicileri umarım bu olaydan bir ders çıkarmışlardır. Sen sen ol, boyundan büyük işlere kalkışma.


Bir zavallı kesim de Adana Demirspor maçındaki "adam yaralama" olayından dolayı saha kapama cezası verileceğini bekliyordu umutla. O umutlar da boşa çıktı ne yazık ki. Kendi stadlarında adam bıçaklanan, silahla adam vurulan, insanların öldüğü bu kulüpler beklentiye girmekte haklılar tabi. Resmi tutanaklarda ve kamera kayıtlarında tespit edildiği üzere, adam yaralama olduğu iddia edilen olayda kullanılan "silah" bir tırnak makası ve kişiye verilen zarar sadece bir çizik olunca birileri hemen, "bundan sonra stadlarda adam bıçaklamanın cezası saha kapatma olamazmış da, bu karar emsal teşkil edermiş de" masallarına giriştiler. Bunu söyleyen adamın bir basın mensubu olması aslında işin en acı tarafı. Bir de kendisini "tarafsız" olarak tanımlama gafletinde bulunmuş. Benim tarafsız olmak gibi bir kaygım yok, zira tarafım. Ama çoğu zaman tarafsız gözden bakmaya çalışırım. Ama bir basın mensubu ne olursa olsun işini yaparken tarafsız olmalıdır, aksi takdirde kendisine basın mensubu değil, şarlatan, şaklaban, palyaço denir. Sen, insanları şiddete teşvik ettiğini, resmen "Rahat olun, bol bol adam bıçaklayın, vurun, öldürün, hiçbir şey olmaz" dediğini göremeyecek kadar beyinsiz bir fanatiksin. Bundan sonra stadlarında adam bıçaklandığında vicdanın ile nasıl yüzleşeceksin merak ediyorum, tabi bir vicdanın varsa.

Xherdan Shaqiri


Yetenek var. Fizik var. Hırs var. Patkayıcılık var. Ve henüz 20 yaşında. Adam komple bir futbolcu olmak için iyi malzemeye  ve fırsata sahip. Olmuşuna 25 milyondan aşağı fiyat çekmiyorlar zaten. Şu an için 12 + bonuslar iyi fiyat gibi duruyor. Transfer edilebilmesi zor gözüküyor ama oldu da satın alındı diyelim, bu oyuncunun Fatih Terim'in elinde parlama olasılığı yüksek, ki misal Hagi'nin elinde patlama olasılığı daha yüksek olurdu. Asıl soru işareti oyun karakterinde. Takım oyunundan ziyade bireysel oynamaya yatkın bir adam. ManU, Dinamo Kiev, Malaga dışında kendisine ciddi şekilde talip olan Bayern'in henüz bu oyuncu için harekete geçmemiş olmasının nedeni, elinde Robben ve Ribery gibi iki yıldız bulunması bir yana, takım oyunu yönünden eksik görülmesi olabilir. Bu açıdan biraz yontulabilirse gideceği herhangi bir takımın yıldızı olabilecek kaliteye sahip. 

Galatasaray'ın mevcut yapısında oynayacağı yer, Basel'de ve milli takımlarda da oynadığı sağ kanat olabilir, zira aslen sol ayaklı ve ayağına ters kanatta çok daha etkili. Oyun içerisinde zaman zaman sola kaydırmak da mümkün. Galatasaray'ın böyle hücum futbolunda çok yönlü en az bir oyuncuya ihtiyacı var, ki halihazırda Yiğit'in transfer edildiği bir ortamda Shaqiri'nin alınması, hücum alternatifi bol bir kadro oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor. 

Fatih Terim ikinci döneminin aksine çok akıllı transfer hamleleri yapıyor, aynı zamanda Avrupa'da senelerdir hasret kalınan başarılı günlere dönüleceğine ilişkin de çok ama çok olumlu sinyaller veriyor. Shaqiri alınırsa bu kadro, yapılacak bir hücumcu sol bek takviyesi ile önümüzdeki yıllar uzunca bir süre ligi domine etmeye adaydır. 

Radiohead to headline Coachella 2012!


Olacak iş mi? Bir senede tam 365 gün var. Bu 365 günün herhangi biri değil, gelip benim doğum günümde ana sahneye çalıyor olmaları sadece tesadüften ibaret olamaz. Evren bir mesaj gönderiyor olmalı. Aslında tarih çok uygun, 14 Nisan Cumartesi'ye geliyor. Perşembe'den çıkılsa, Pazartesi dönülse... Evet evet, Nice Dream...

The Charlatans - With No Shoes - Live @ Jools Holland

Konsere gittik, sevdiğim bütün eskileri çaldılar, iki tanesi hariç. Biri aşağıdaki, diğeri Blind Stagger. Sorasım geldi: "Sevgili Tim, bunu neden çalmadınız ulan konserde?"